BIM Sürecine COVID-19 Etkisi

68

Tüm dünyada COVID-19 salgını nedeniyle kapanan şantiyeler kademeli olarak açılmış olsa da inşaat sektörü açısından hızlı bir şekilde eski iş temposunu yakalamak şu aşamada olası görünmüyor. Geleceğe daha iyi hazırlık yapılabilmesi için liderlerin cesur adımlar atması gerekiyor. Bilindiği üzere tasarım ve inşaat planlamasının senkronizasyonu, çakışma tespiti ve maliyet azaltma gibi avantajlarla BIM teknolojisi son yıllarda sektörde öncü bir rol oynadı. Bu yazıda COVID-19 sürecinde BIM hakkında bir analiz yapmaya çalışacağız.

1. İşbirliği ve Sanal Planlama

COVID-19 sürecinin başlamasıyla birlikte zaten BIM araçlarını kullanmakta olan firmalar, yüz yüze görüşmenin mümkün olmadığı durumlarda da işlerini devam ettirebildikleri için sürecin getirdiği olumsuzluklardan daha az etkilendiler. Yaşanan bu tecrübe, yakın gelecekte işlerin bir kısmının evden sürdürülmesi gerektireceğini gösterdiğinden BIM hizmetlerine olan talebin artması kaçınılmaz görünmektedir.

Sanal 3D modelleme, projenin planlanması ve uygulanması için gerekli tüm raporları hazırlamayı, saklamayı ve güncellemeyi sağlamaktadır. Böylelikle, gerekli değişiklikleri yapmak için daha fazla esneklik sağlanmakta ve olası hatalar azaltılmaktadır. Hiçbir şeyin gözden kaçırılmaması, işlerin yinelenmemesi ve proje paydaşlarının aynı yerde olmasalar bile aynı hayati bilgileri görüntüleyip düzenleyebilmeleri mümkün olmaktadır.

Öte yandan pazarlama perspektifinden konuya bakıldığında BIM kullanımı son kullanıcının projeyi kısa sürede doğru bir şekilde anlamasına yardımcı olur. Bir BIM modelinde yer alan karmaşıklık ve ayrıntı, fiziksel olarak mevcut olmadan projeyi görmeyi, hissetmeyi ve deneyimlemeyi mümkün kılar. Fiziksel etkileşimleri en aza indirmeye çalışan insanlarla BIM, ileriye dönük daha kolay ve daha güvenli bir yoldur.

2. Planlama ve Şantiye Risk Değerlendirmesi

BIM, 3D dijital modeli zamanla veya iş takvimi ile ilişkilendirme seçeneği sunar. 4D BIM olarak adlandırılan bu süreç çeşitli yapı bileşenlerinin tedariki ve montajı için başlangıç ​​ve bitiş tarihini görselleştirmeyi mümkün kılar. Bu zaman planlaması sayesinde çalışanlar projenin hangi aşamasında olduklarını bilir ve farklı ekipler tarafından yürütülen hizmetlerin çakışması önlenir, aynı zamanda belli fiziksel alanlarda aşırı kalabalıklaşmayı da önleyecek şekilde iş programı güncellenebilir. Denetçilerin çalışanları gerçek zamanlı olarak takip edebilmeleri, öngörülemeyen sorunlarla karşılaşıldığında çözümler sağlayabilmeleri ve çalışanları bilgilendirmek için uyarı hizmetlerini kullanmaları da mümkün olur.

Öte yandan, işçinin üniformasıyla entegre edilen termal sensörler, COVID19’un en ilgili sorunu olan işçilerin sağlığı ve virüsün yayılması için çözüm olabilir. Bu sensörler, işçilerin sağlığındaki herhangi bir ciddi değişikliği izleyebilir ve hızlı ayrıştırmayı mümkün kılarak virüsün toplu bir şekilde yayılmasını önleyebilir.

3. Sürdürülebilirlik:

COVID’in insan sağlığı üzerinde oluşturduğu büyük tehdit sürdürülebilirlik taleplerinin daha gür çıkmasına da yol açtı. Bu açıdan yeşil binaların analiz edilmesi, değerlendirilmesi ve sürdürebilir kararlar alınabilmesi için akıllı modelleme sistemlerinin kullanımı, çevresel hedeflere ulaşma açısından büyük önem taşımaktadır. Bu sistemlerin kullanımı ile tüm proje katılımcılarının tasarım aşamasından itibaren hangi malzemelerin ve ürünlerin kullanıldığı ve bunların çevresel etkilerinin bir özetini almasını mümkün kılan eksiksiz bir şeffaflık söz konusu olmaktadır. Çatışma tespiti sayesinde tasarımdaki hataların öngörülebilmesi ile ortaya çıkması muhtemel atık miktarı azaltılabilir. 6D ve 7D BIM ile inşaat alanlarında yakıt tüketimi ve gürültü seviyeleri de en aza indirilebilir.

Görüldüğü gibi BIM bir yandan inşaat sektörünün çalışma şeklini değiştirmekte, diğer yanda da COVID süreciyle birlikte insanların da düşünme ve çalışma şeklinde farklılaşmaya yol açmaktadır.

kaynak:bimservicesindia.com/blog/covid-19-and-its-impact-on-bim